confession

Efendim selamlar!

Nasılsınız? Beni soracak olursanız, ki pek soranınız yok, gözümden kaçmıyor değil, ki nasıl kaçsın çünkü sormuyorsunuz, böyle bir şeyin gözümden kaçması biraz saçma olurdu zira; ben de iyiyim. Adettendir, iyiyim dedim ama normalde o kadar da iyi değilim. Nasılsın diye sorulduğunda “iyi olmaya çalışıyoruz” ya da “şükür süründürene” en sevdiğim cevaplar. Şükür süründürene yani.

Hayatımızın bu Datça/Betçe yörelerine sıkışmış dönemlerinde birçok dönemeçten geçiyor, birçok sikko kararlar alıp, birçok sikko hata yapıyoruz.

Bir süredir eskisine nazaran daha yağlı ve göbekli olmamın elbette bir sürü sebebi var. En birincisi bitmek bilmeyen içme sevgimiz. Seviyorum ne yapayım? Oroyin mi kullanayım yani? 2-3-8-10 bira, 35, 70 cl viski falan yani, abartacak bir şey yok. Günlük.

Ya buralarda yaşıyorsan ve azıcık içmeyi seviyorsan, 3 ayın var alkolik olmak için. Ülkenin durumu, ekonomik sıkıntılar falan, düşündükçe kaçışı birkaç kadeh yuvarlamakta buluyor insan. Gördüğüm kadarıyla pek çok insan da böyle. Adamlar bizi 20 küsür yılda alkol yasaklarına rağmen alkolik yaptı. Bu da değişik bir başarı. Neyse. Konumuz bu değil.

Göbeğim diyordum. Çok harika bir sakatlık yaşadım. Tam bir mallık. Mallığımı şu yazıya denk gelecek 3-5 kişiye açıklamak istemiyorum ama güzel bi mallıktı. Zaten denk gelecek 3-5 kişi de biliyordur. Nalları dikmeye çok yakın bir senaryodan, iki el bileğimi kırarak çıktım. Aylarca minicik elleriyle etrafa terör saçan T-Rex gibi dolaştım. Fena bir performans değil aslında. Benim yerimde olan 100 kişiden 80’i ölebilirdi. Neyseki düşmeyi biliyorum. Çok iyi düşerim. O yüzden düştüm öyle mal gibi. Ameliyatlar falan derken, bir yıl geçti, hala bir düğünde çıkıp şöyle parmak şaklatarak bi göbek atamıyorum. Atılacak müthiş bir göbeğim var ama parmaklar çalışmıyor. Zayıf çalışıyor. Fabrikada patronun metresi olan kız gibi, öylesine çalışıyor. Bir yıl önce götünü yıkayamayan, donunun indirilmesi, ayakkabısının bağlanması için yardım isteyen adamı düşününce yine iyi tabi. Yine de memnun değilim halimden ama zorluyorum kendimi. Zorlamam gereken bir yaşam standardındayım maalesef. Neyse! Hal böyle olunca, depresif haller, çalışamamak ya da yarım çalışabilmek, bisiklete binememek, herhangi bir sportif faaliyette bulunamamak ve depresif haller sebebiyle kendini daha da içmeye vermek sebebiyle, göbeğim yerleşik hayata geçti. Kendimi iğrenç hissediyorum amk. dsfhsdh. Kendini iğrenç hisseden bir insanın, dışarıya nasıl bir enerji vermesi, nasıl iyi görünmesi, nasıl toparlaması mümkün olabilir ki?

Feyyaz Yiğit’in müzikle uğraştığı zamanlarda bir albümü var. “8-9 senedir kendimi iyi hissetmiyorum” diye bir şarkısı var. Şarkı da demeyelim de işte. Kendimi bir süredir bu cümleyle tanımlıyorum. 8-9 sene olmasa da, bir süredir, kendimi pek iyi hissetmiyorum. Sakatlığın öncesi de var tabi. Önceden gülerdim, kahkaha falan atardım ama şimdi sikko reels videoları dışında gülemiyorum. Normal hayatımda gülemediğim için herhalde, o sikko reels videolarında gözlerimden yaşlar geliyor. Normal halimle çelişmemek için çok da reels izlemiyorum bu sebeple. “yazık oldu Süleyman Efendi’ye”

Yaptığım ve yapamadığım, yapmak isteyip bir türlü harekete geçemediğim bir çok şey için canım sıkılıyor. Çözümünün bende olduğunu biliyorum, buna rağmen olduğum yerde bile sayamıyor, sürekli geriye gidiyorum. Acilen gelecek 1,5 milyon euro bütün dertleri çözer muhtemelen. 1,5 milyon euro gelse, herhangi bir reels videosuna ihtiyacım olmadan da gülebilirim bence. Çünkü neden gülmeyeyim?

Yıllar sonra gelen saçma sapan bir yazı ile buradayım. Çünkü neden olmayayım?

İlk yorum yapan sen ol!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir